+ Reply to Thread
1`dan(dən) 1`ə(a/ya/yə) qədər. Cəmi 1.

Mövzu: Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 - 1962)

  1. #1
    Gedməsinə ürəyimiz dözməz durdu's Avatar
    Qeydiyyat
    Sep 2009
    İsmarıclar
    128

    Level: 26 
    Təcrübə: 110,906
    Next Level: 125,609

    Thanks
    92
    Thanked 243 Times in 94 Posts

    Əsas seçim Ahmet Hamdi Tanpınar (1901 - 1962)

    AHMET HAMDİ TANPINAR hayatı ve şiirleri



    23 Haziran 1901’de Istanbul’da dogdu. Baytar mektebini birakarak girdigi Istanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden 1923’te mezun oldu. Erzurum, Konya ve Ankara liseleriyle, Gazi Egitim Enstitüsü ve Güzel Sanatlar Akademisi’nde edebiyat ögretmenligi yapti, ayni akademide estetik ve sanat tarihi dersleri verdi. 1939’da Istanbul Üniversitesi’ne Yeni Türk Edebiyati Profesörü olarak atandi. Maras Milletvekili olarak 1942-1946 yillarinda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulundu. Bir süre Milli Egitim Müfettisligi yapti ve Güzel Sanatlar Akademisinde eski görevinde çalistiktan sonra 1949 yilinda Istanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyati Bölümü’ne yeniden döndü. Bu görevde iken 24 Ocak 1962’de Istanbul’da öldü.



    BURSA`DA ZAMAN

    Bursa`da bir eski cami avlusu,
    Mermer sadirvanda sakirdiyan su.
    Orhan zamanindan kalma bir duvar...
    Onunla bir yasta ihtiyar cinar,
    Eliyor dört yana sakin bir günü;
    Bir rüyadan artakalmanin hüzünü
    Icinde, gülüyor bana derinden,
    Sanki bir hatira serinliginden,
    Ovanin yesili, gögün mavisi,
    Ve mimarilerin en ilahisi...

    Bir zafer müjdesi burda her isim,
    Yekpare bir anda gün, saat, mevsim,
    Yasiyor sihrini gecmis zamanin,
    Hala bu taslarda gülen rüyanin,
    Güvercin bakisli sessizlik bile
    Cinliyor bu gecmis zaman vehmiyle.
    Gümüslü bir fecrin zafer aynasi,
    Muradiye, sabrin aci mehvasi,
    Ömrümün timsali beyaz nilüfer,
    Türbeler, camiler, eski bahceler.
    Sanli menkibesi binlerce erin,
    Sesi arsa cikan hengamelerin
    Nakleder yadini gelen gecene...
    Bu hayalde uyur Bursa her gece:
    Her sabah onunla uyanir, güler
    Gümüs aydinlikta serviler güller
    Serin hulyasiyle cesmelerinin;
    Basindayim sanki bir mucizenin
    Su sesi ve kanat sakirtisindan,
    Billur bir avize Bursa`da zaman.

    Yesli türbesini gezdik dün aksam;
    Duyduk bir müsiki gibi zamandan.
    Cinilere sinmis Kur`an sesini;
    Fetih günlerinin saf nes`esini,
    Aydinlanir gördüm tebessümünle...
    Isterdim bu eski yerde seninle
    Bas-basa uyumak son uykumuzu
    Bu sükün icinde... Ve ufkumuzu,
    Cepcevre kaplasin bu ziya, bu renk,
    Havayi doldursun uhrevi ahenk.
    Bir ilah uykusu olur elbette
    Ölüm bu tilsimli ebediyette,
    Belki de rüyasi eski cedlerin,
    Beyaz bahcesinde su seslerinin.


    YAGMUR

    Uyu! gözlerinde renksiz bir perde,
    Bir parca uzaklas kederlerinden
    Bir ruh gülümsüyor gibi derinden.
    Meh-tabin ördügü saatler nerde?

    Yarsin bahcelerde rüzgar gezinsin,
    Yagmur ince ince topraga sinsin,
    Bir baska alemden gelmis gibisin,
    Dalmis gözlerinle pencerelerde.


    BIR GÜN ICADIYE`DE

    Bir gün Icadiye`de veya Sultantepe`de,
    Bir beste kanatlanir, birden oldugun yerde
    Bir kainat acilir, genis, sonsuz, büyülü,
    Bu günün rüzgarinda yikanan mazi gülü
    Dagilir yaprak yaprak hayalindeki suya
    Bir baska gözle bakarsin ömür denen uykuya.

    Belki en hulyalisi duydugun masallarin
    O safak saltanati korularda dallarin
    Her ufku tek basina bekleyen eski camlar
    Bir sir gibi ömründen sizdirilmis aksamlar,
    Ardicla kestanenin her yillik macerasi
    Harap mezarliklarda ölülerin duasi
    Gelir ve tekrar dogar ölmüs sandigin aska
    Anlarsin ölüm yoktur gecen zamandan baska.


    ESIK

    Bu yekpare akis, durgun, derinden...
    Her aynada yalniz kendi görünen
    Bu yüz ve sifasiz yüzü esyanin
    Kendi cevherinde mahpus bir anin
    Dagittigi dünya hep yaprak yaprak,
    Dalgin, unutulmus sesleri uzak
    Bir uykudan bana tekrar dönenler,
    Icimde, disimda hep ayni cember.
    Bin elmas parilti oyun ve halka
    Kücük ve hic degismez dalgalarla
    Bende bana mechul aksamlar yoklar.
    Gülen ve gömülen gölge ufuklar
    Acayip davetlerin rüzgarinda
    Her lahza yine kendi sularinda...

    Uzakta, aya cok yakin bir yerede,
    Cilgin ve muhtesem harabelerde,
    Büyük sukutlarin firtinasi var.
    Mermer duvarlarda kirilmis sazlar,
    Cok genc ucusunda ve hangi hasin
    Yildiza gülerek carptigi icin
    Alninda bir siyah nokta geceden
    Kovulanlar isik bahcelerinden,
    Bu ciplak, ümisiz ve saf duada.
    Ve bir kadin beyaz, sakin büyülü
    Gögsünde kaniyan bir zaman gülü
    Mahzun bakislarla dinler derinde
    Olup olmamanin esiklerinde
    Garip telasini binlerce fecrin
    Ocaginda nezir güvercinlerin
    Hülyam o kivilcim ve kül yagmuru
    Cirpinir bu beyaz mahsere dogru.
    Ey hic sasmayan göz, büyük büyük atmaca
    Gölgesi günesin üstünde ucan
    Disi kuyrugunda ebedi yilan,
    Ve üstüste rüya.
    Bir ses yavasca,
    Bir ses, bin uykudan mahmur ve zengin
    Zümrüt usaresi maviliklerin
    Sularin üstünde arar kendini
    Yoklar, ömrün bütün sahillerini
    Cizgiler silinir, ufuk bir beyaz
    Cin Kasesi olur, toprak, yosun, saz
    Hep birden tutusur, narin kemerler
    Alevden sütunlar, altin mücevher,
    Ah bu cilgin yagma.. Orman catirdar
    Ve ciplak aynasi ufkun tekrarlar
    Büyük masalini aydinliklarin

    El ele bir oyun bugün ve yarin
    Bütün pinarlara kostum cevap yok
    Tekrar bana döndü her attigim ok
    Her ciglik önümde tutustu yandi
    Tahtayi kurt oydu, tas yosunlandi,
    Yabani otlarla örtülü duvar...
    Ilhamli cehresi hilkatin sular
    Kac kere degisti önümde böyle,
    Birbiri ardinca gün ve mevsimle...
    Ve kac kere bahar güldü derinde
    Güllerin kanayan bekaretinde
    Taze gülüsüyle topragin suyun...

    Tilsimli kadehi her susuzlugun
    Ey safakdan, sirdan, arzudan hayal
    Yildizlarin bize ördügü masal
    Kac kere yarattim tenhada seni
    Beyaz kollarini, sicak buseni...
    Bakisin, gülüsün nes`en ve hüznün
    Ay altinda bir gül nagmesi yüzün...

    Evet cok bekledim, kac kere hazan,
    Dinc atlar kosturdu bos ufuklardan
    Yeleler alevli, agiz köpüklü,
    Bulutlar bir kanli hiddetle yüklü
    Gectikce batiya dogru önümden
    Zalim ümitlerle ürperirdim ben,
    Duyardim uzlette her an bir yeni
    Alemin yikilip devrildigini
    Cilgin mahserinde ses ve renklerin...
    Benden sor sirrini mesafelerin
    Benden sor benden dinle aksami...
    Rabbim bu sonsuzluk ve onun tadi...
    Bir ses yavasca der, birak yalvarsin,
    Hayat bu kapida.. ne cikar varsin,
    Nakislar gülmesin beyaz tasinda
    Ölüme benzeyen bu sonsuslugun
    Caglayan hayaller yeter basinda...
    Bir fikir, bir sekil dalinda olgun
    Agir sallanan hazan meyvasi,
    Gurbet, mendillerin cirpinan yasi,
    Yüzler ki bir uzak müjdeye benzer,
    Her türlü isiga kapanmis gözler,
    Her sey, hepsi gülen, susan, kamasan
    Rengiyle toplanir bende bu aksam
    Rüzgarla tarümar, mevsimle sarhos
    Gelir ta kalbimde dügümlenir...

    Bos ve ümitsizdir aksamin hüznü
    Bu tenha cesmede bir an yüzünü
    seyredenler altin sazlar icinde
    Ruh muammasinin ürperisinde
    Kaybolmus sanirlar kendilerini...
    Birak bu tesadüf bahcelerini...
    Hakikat, cok uzak, karanlik, derin
    Bir dille konusur, büyük köklerin
    Toprakla ezelden karismis dili,
    Geceyle ölümdür asil sevgili
    Bu ikiz aynada toplanir yollar
    Karanlik yaratir, ölüm tamamlar.
    Kacalim seninle biz de geceye
    Ölümün kardesi saf düsünceye...
    Yeter büyüsüne aldandigimiz
    Günesin..biraz da yalnizligimiz
    Kendi aynasinda gülsün, gerinsin
    Güvercin topuklu sükut gezinsin.
    Last edited by durdu; Wednesday 6 January 2010-1 at 04:47 PM.

+ Reply to Thread

Visitors found this page by searching for:

Nobody landed on this page from a search engine, yet!
SEO Blog

Bölmədə hüquqlarınız

  • You may not post new threads
  • You may not post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts

Search Engine Friendly URLs by vBSEO